Türkiye Beyaz Eşya ve Elektronik İthalat Analizi – H. Mert Özaydın

Türkiye Beyaz Eşya ve Elektronik İthalat Analizi

2024 yılı verilerine göre, Türkiye’nin toplam ithalatı 344,01 milyar ABD Doları seviyesine ulaşmıştır ve bu ithalatın 27,22 milyar USD’si elektrik-elektronik ürünlerden oluşmaktadır; bu, toplam ithalat içinde önemli bir paydır. Elektrik-elektronik ithalatı; makineler, araçlar ve enerji ürünlerinden sonra Türkiye’nin en büyük ithalat kalemlerinden biridir.

Bu çerçevede beyaz eşya, tüketici elektroniği, telekom ekipmanları ve diğer elektronik bileşenleri kapsayan ürün grubu, hem tüketici talebinden hem de üretim zinciri gereksinimlerinden dolayı Türkiye’de dışa bağımlılığın belirginleştiği alanların başında gelir.

Elektrik-elektronik ekipman ithalatında en büyük payı Çin almaktadır; 2024’te Türkiye’nin Çin’den elektronik ve elektrikli ürün ithalatı yaklaşık 11,58 milyar USD’dir. Bu ürünler arasında telekominikasyon hattı cihazları, elektrik transformatörleri, akümülatörler ve yarı iletken cihazlar gibi ileri teknoloji içeren kalemler bulunmaktadır.

Aynı yıllarda Hindistan’dan ithalat da dikkate değerdir; Türkiye’nin Hindistan’dan elektrik-elektronik ürün ithalatı yaklaşık 793,72 milyon USD’ye ulaşmıştır. Bu rakamlar, Türkiye’nin dışa bağımlılığının sadece Çin’den değil, diğer gelişen üretici ülkelerden de sürdüğünü göstermektedir.

Beyaz eşya sektöründe ise 2023 yılı verileri ışığında toplam ithalatın büyük bir kısmının Çin kaynaklı olduğu ve bu üreticinin ithalattaki payının yaklaşık %48 civarında olduğu bildirilmiştir. Öte yandan Türkiye’de iç satışlarda 2024 yılında 10 milyon adeti aşan beyaz eşya satışı gerçekleşmiş, buna rağmen ihracatta ve üretimde belirli daralmalar gözlenmiştir.

Türkiye’de beyaz eşya üretimi dünya genelinde güçlü bir konumda olsa da, ileri teknoloji ve yüksek katma değerli elektronik bileşenlerde yerli üretimin sınırlı olması, ithalat ihtiyacını doğurmaktadır. Türkiye’nin büyük üreticileri olmakla birlikte (ör. Arçelik, Vestel gibi markalar) elektronik devreler, yarı iletkenler ve bazı endüstriyel parçalar hâlen yurt dışından temin edilmektedir.

Uluslararası arenada Çin gibi büyük üreticiler ölçek avantajı, düşük maliyetli üretim ve kapsamlı tedarik zincirine sahiptir. Bu, Türkiye gibi talep yoğun ülkeler için bu ürünleri Çin’den temin etmeyi ekonomik olarak cazip hale getirir. Ayrıca küresel tedarik zincirlerinin yeniden düzenlenmesi, pandemi sonrası lojistik sorunlar ve çip krizi gibi global olaylar da ithalata bağımlılığı artırmıştır.

Aynı dönemde Hindistan’ın da üretim kapasitesini artırması ve maliyet rekabeti oluşturması Türkiye’nin diğer üretici ülkelere olan bağımlılığını güçlendirmektedir.

Çin ile ticarette dengesizlik Türkiye için ciddi bir dış ticaret açığı yaratmaktadır. Örneğin 2023 itibarıyla Türkiye’nin Çin’den toplam ithalatı 44,9 milyar USD, ihracatı ise yaklaşık 3,3 milyar USD olarak bildirilmiştir; bu durum geniş kapsamlı bir ticaret açığına işaret eder. Bu açığın büyük kısmını elektronik ve elektrikli ürünler oluşturmaktadır.

Eğer mevcut eğilim sürerse, Türkiye’nin elektrik-elektronik ve beyaz eşya ithalatı toplamını artırması olasıdır. Üretimde teknolojik dönüşümün yavaş ilerlemesi, dış pazarlardan daha ucuz ürün tedarikini cazip kılacaktır.

AR-GE yatırımlarının ciddi ölçüde artırılması; yarı iletkenler, devre kartları ve ileri elektronik bileşenlerin yerli üretiminin teşvik edilmesi, dış bağımlılığı azaltabilir. Bu, ulusal üretimin katma değerini yükseltir ve dış ticaret açığını daraltır.

Türkiye’nin sadece Çin ve Hindistan’a değil, Avrupa, Güney Kore ve Japonya gibi yüksek teknoloji üreticilerine yönelmesi, riskleri dağıtabilir. Serbest ticaret anlaşmaları ve üretici iş birlikleri bu stratejiyi destekleyebilir.

Yerli üreticiler açısından dışa bağımlılığın sürmesi, üretim maliyetlerini yükseltir, çünkü birçok ara ürün dövizle temin edilmektedir. Bu da yerli üreticilerin kâr marjını sıkıştırır ve Ar-Ge harcamalarını sınırlayabilir. Öte yandan teknolojik gelişim için gerekli yatırımların ertelenmesine yol açabilir.

Tüketiciler açısından ise ithalata dayalı ürün arzı, fiyatların dövize duyarlı hale gelmesi nedeniyle fiyat oynaklığını artırır. Döviz kurlarındaki artışlar, ithal ürünlerin maliyetini yükselterek tüketiciye daha yüksek fiyat olarak yansıyabilir.

Yerli işletmelerin ileri elektronik üretimine odaklanması için vergi indirimleri ve yatırım kredileri verilmelidir. Yerli üreticilerin tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve yerel bileşen üretimi teşvik edilmelidir. Elektronik mühendisliği, mikroçip üretimi ve yüksek teknoloji üretimi alanlarında nitelikli işgücünün artırılması için eğitim programları desteklenmelidir.

Türkiye’nin beyaz eşya ve elektronik sektörü, küresel ticaret hacmi içinde önemli bir yere sahiptir. Ancak dışa bağımlılık, sektörel ithalat oranlarının yüksek oluşu ve Çin ile olan ticaret dengesizliği uzun vadede ekonomik riskler barındırmaktadır. Stratejik planlama, teknoloji yatırımları ve üretim-tedarik zinciri politikaları ile bu bağımlılığın kontrol altına alınması hem yerli üretici hem de tüketici ekonomisi açısından sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaktır.

İletişim: koc@hedefkoc.com