Yurtdışı E-Ticaret Vergi Düzenlemesinin Piyasaya Etkileri – H. Mert Özaydın
Türkiye’de yurtdışından e-ticaret yoluyla getirilen ürünlere ilişkin olarak uygulamaya alınan yeni gümrük vergisi düzenlemesi, dış ticaret politikası, iç piyasa dengeleri ve inovasyon ekosistemi açısından çok boyutlu etkiler doğurmaktadır. Avrupa Birliği menşeli ürünler için %30, Avrupa Birliği dışı ülkelerden (özellikle Uzak Doğu) gelen ürünler için ise %60 oranında sabit gümrük vergisi uygulanması; bireysel tüketimden küçük ölçekli ticarete, Ar-Ge faaliyetlerinden tedarik zinciri yapısına kadar geniş bir alanda sonuçlar üretmektedir.
Bu düzenlemenin temel hedefi, düşük değerli ve yoğun hacimli e-ticaret ithalatının kontrol altına alınması, yerli üreticilerin korunması ve vergi kayıplarının önlenmesi olarak değerlendirilmektedir. Nitekim önceki uygulamalarda, özellikle düşük bedelli gönderiler üzerinden yapılan bireysel ithalatın, fiilen ticari nitelik taşımasına rağmen sınırlı denetime tabi olması hem vergi adaleti hem de piyasa rekabeti açısından eleştirilmekteydi. Yeni düzenleme, bu açıdan bakıldığında, devletin iç pazarı düzenleme ve yerli üretimi koruma refleksinin bir yansıması olarak okunabilir.
Alıcılar açısından değerlendirildiğinde, düzenlemenin en belirgin etkisi nihai maliyetler üzerindeki artıştır. Özellikle elektronik bileşenler, yedek parçalar, özel amaçlı ekipmanlar ve Türkiye’de sınırlı bulunan ürün gruplarında fiyat artışları kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu durum, kısa vadede tüketici refahını olumsuz etkileyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, düzenleme ile standart dışı, güvensiz veya denetimsiz ürünlerin piyasaya girişinin zorlaşması, ürün güvenliği ve kalite kontrolü açısından dolaylı bir kazanım olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, yurtdışından düşük fiyatlı ürün temininin zorlaşması, tüketici talebinin yerli üreticilere yönelmesine katkı sağlayabilir.
Satıcılar açısından bakıldığında ise düzenlemenin etkileri daha heterojen bir yapı sergilemektedir. Yerli üreticiler ve yurtiçi e-ticaret satıcıları için yeni vergi rejimi, özellikle Uzak Doğu merkezli düşük maliyetli ürünlerle yapılan fiyat rekabetini sınırlayıcı bir rol oynamaktadır. Bu durum, yerli satıcıların pazarda görece bir rekabet avantajı elde etmesine ve fiyat dışı unsurların (satış sonrası hizmet, garanti, teslim süresi) daha belirleyici hale gelmesine zemin hazırlamaktadır. Öte yandan, yurtdışından parça, yarı mamul veya ürün ithal ederek iç piyasada satan küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından maliyet artışı önemli bir sorun alanı oluşturmaktadır. Bu işletmeler için artan girdi maliyetleri, kârlılık üzerinde baskı yaratmakta ve bazı durumlarda fiyatlara doğrudan yansımaktadır.
Düzenlemenin en kritik ve uzun vadeli etkilerinden biri ise Ar-Ge, prototipleme ve numune temelli çalışmalar üzerinde ortaya çıkmaktadır. Üniversiteler, start-uplar, araştırma merkezleri ve bireysel geliştiriciler tarafından yürütülen Ar-Ge faaliyetleri, çoğu zaman ticari nitelik taşımayan, tek adetlik veya düşük bedelli numune ürünlerin yurtdışından teminine dayanmaktadır. Sensörler, elektronik bileşenler, deneysel devre elemanları, özel yazılım-donanım modülleri veya belirli test amaçlı ekipmanlar, Türkiye’de her zaman temin edilememekte ve küresel tedarikçilere bağımlı kalınmaktadır.
Yeni düzenleme ile birlikte, bu tür numune ve test ürünlerinin de yüksek oranlı sabit vergilere tabi tutulması, Ar-Ge faaliyetlerinin maliyetini doğrudan artırmaktadır. Ayrıca, gümrük süreçlerinin karmaşıklaşması ve belirsizliklerin artması, deneme-yanılma temelli inovasyon süreçlerini yavaşlatıcı bir etki yaratmaktadır. Uluslararası firmalarla yürütülen iş birlikleri kapsamında ücretsiz veya düşük bedelli olarak gönderilen test ürünlerinin dahi ticari ithalat gibi değerlendirilmesi, bilgi ve teknoloji transferini zorlaştıran bir unsur haline gelmiştir.
Bu durum, kısa vadede yerli üretimi koruyucu bir politika olarak gerekçelendirilebilse de uzun vadede inovasyon kapasitesi, teknolojik derinlik ve yüksek katma değerli üretim hedefleri açısından riskler barındırmaktadır. Ar-Ge faaliyetlerinin maliyet ve hız açısından olumsuz etkilenmesi, özellikle erken aşama girişimler ve akademik çalışmalar için caydırıcı sonuçlar doğurabilir.
Genel bir değerlendirme yapıldığında, söz konusu düzenleme; tüketim odaklı, düşük katma değerli ithalatı sınırlama ve yerli üreticiyi koruma hedefleri açısından belirli kazanımlar sunmaktadır. Bununla birlikte, tüketici refahı, ürün çeşitliliği ve özellikle Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi üzerinde ortaya çıkan olumsuz etkiler, düzenlemenin daha esnek ve ayrıştırılmış bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Ticari ithalat ile Ar-Ge ve numune amaçlı ithalatın açık biçimde ayrıldığı, üniversiteler ve yenilikçi girişimler için özel muafiyet veya kolaylaştırılmış mekanizmaların tanımlandığı bir model, hem piyasa dengesi hem de uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından daha sürdürülebilir bir politika çerçevesi sunabilir.
İletişim: koc@hedefkoc.com




